TARİHİ KAYDEDİN!

Bana göre fotoğrafın gücü süsünden değil, yalınlığından geliyor. O anı çarpıcı kılan, tam da o anın kendisi değil de nedir ki?

Kontrolümüz dışında, bizden bağımsız akıp giden zamana müdahale etmeye gerek var mı sahiden? İhtiyacımız olan tek şey, deklanşöre basıp o güzelliklerden bir kesit kapabilmek ve o anı en doğal şekliyle durdurmak, saklamak. Saklamak dedim çünkü, her baktığınızda o ana geri dönebilmenin en keyifli ve büyüleyici yoludur fotoğraf.

En güzel dekor yaşamın ta kendisi, en güzel kuş o an orada olan ve en güzel ağaç, en güzel aşk, biz de orada olduğumuz için o kareye girmeye bu kadar hevesli. Benim yaptığımsa sadece, fotoğraf için halihazırda istekli bu güzel parçaları cesaretlendirip aynı karede buluşturmak.

Fotoğraflar
Blog
Hakkımda
İletişim

Hakkımda

Yıllar önce ablamın Konica Minolta makinesi ile başladım fotoğraf işlemeye, kendimi büyütmeye; kendi kendime. Kamu yönetimi okurken de, siyaset biliminde yüksek lisansımı tamamlarken de yine başrolünde fotoğraf vardı hayatımın. Sanatın her dalında bazı dönemlerde çeşitli çabalar içine girmedim değil, lise yıllarında yan flüt dersleri aldım, müzik sınavlarına hazırlandım, tam usta bir yan flütçü olacağım derken, bi baktım kamu yönetimi okuyorum. Evet evet, ayran gönüllüyüm, biliyorum. Ama sonraları fotoğraf öyle olmadı sanırım; hayata, sokağa, ağaçlara, çocuklara hep vizörün içinden baktım, Evet vizör gözlerim, hep doğru kadrajın içinden bakmaya çalıştım. Ha bu arada doğru bir kadrajin da olduğuna inanmadan...

"85’in mart'ı.. mart'ın 29’u.. güz’ün etkisi.. Sivas kültürüyle, Ankara doğumlu.. Öğrenim hayatı Ankara Yükseliş Koleji'nde başlar.. Ama “eğitim” hayatı doğumundan itibaren başlar.. izleye izleye, göre göre, duya duya öğrenir bolca… gizli gizli izler.. gözler.. farkında değildir aslında bir bakış açısı geliştirdiğinin… o açının bir gün vizörde takılı kalacağının.. nerden bilsin di ki; koparılan çiçeğe, ölen böceğe üzülebilen bu çocuk yarın onları fotoğraflamayı öğrenecek ve an be an sorgusuz sualsiz fotoğraflayacak.. Kolej biter biraz da devletin ağır kokusu karışacaktır bünyeye.. liseyi Ankara İncirli Lisesi'nde bitirir.. e gereklidir de devlet okulu… orda okusun ki “Kamu” nasıl bir şey bilsin… bilsin ki; daha Abant İzzet Baysal Üniversitesinde –Kamu Yönetimi- okurken, soğuk Bolu gecelerinde ısınmak için battaniye aldığı adamın da aslında Kamu Yönetimi mezunu olduğunu öğrenince şaşırmasın! dursun, düşünsün, sorsun, sorgulasın! Öğrenim hayatına yine Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi Yüksek Lisansı da eklenir.. Fotoğraf çoktan bünyeyi sarmıştır.. koparılan çiçekler ve ölen böcekleri çekmekle kalmaz bu çocuk; yemek, çilek, çocuk, domates, kitap, kahve demeden çeker de çeker.. çok da ayırmaz nesneleri, ‘güzel’ bulduğu her şeyi çeker.. iddialı değildir hiç -aslında iddialıdır da-.. fotoğrafı ve fotoğraf çekmeyi sevdiği için çeker sadece.. salt mutluluk böyle bişi işte sayın okuyucu...sevdiğin şeyle sevdiğin için uğraşmak.. çıkar gütmeden.. ve paylaşmak.. hani sevgi paylaşılınca çoğalır ya… bu da mutluluk paylaşmak olsun… fotoğraflanan güzel anları paylaşarak mutluluk paylaşmak… Tebessümle izleyin… İyi Seyirler…"

Müzik

FACEBOOK
TWITTER
INSTAGRAM
FLICKR

İLETİŞİM

Adınız, e-posta adresiniz, başınıza gelecek olan harika olayın konusu ve küçücük de bir mesajla işlem tamam.